5/6/2008 · Kategori: din
Çocuk nasıl gözyaşıyla annesinden bir şeyler isterse, kul da Rabbinden çok şeyler isteyebilir ve ister...
Duanın manası istemektir. İnsan çok acizdir. Pek çok şeye muhtaçtır. Çok çabuk üzülür, çabuk sarsılır. Pek çok işler başarabilir amma gözle görülemeyen mikroplara mağlup olur. Rüzgar eser üşür, yorulursa hasta olur. İnsan, kainatın en nazlı meyvesidir.
Her an bir tehlikeyle burun buruna olan bu aciz ve güçsüz insan, her şeye gücü yeten, her şeyi yaratan, yaşatan Allah'tan "istemek" zorundadır. İşte, istemek duadır. Muhatabımız Allah'tır. Allah, kendini muhatap ilan etmiş. "Benden isteyin, başkasından istemeyin."
Dua eden bilir ki, duasını duyan ve cevap verecek olan var. İşte, bu da imandır... Lailaheillallah sırrıyla Müslüman, ilahların hepsini reddeder, yalnız Allah'a kul olmamızı ve her ihtiyacımızı O'ndan istememizi ister. Kalbimizi çalıştıran, damarlarımızda kanımızı dolaştıran Allah, bizim her isteğimizi bilir. Mademki beynimizi yaratan O'dur, beynimizden geçenleri de bilir.
Bize düşen, her zaman dua etmektir. Duamız yerine gelirse, şükrederiz. Yerine gelmezse, bunda da bir hayır vardır, deriz buna yürekten inanırız ve ne olursa olsun, Allah'a olan güvenimiz sarsılmaz. Allah'ın yarattıklarında kötülük yoktur. Mademki Allah'ın yarattıklarında kötülük yoktur, Allah'ın verdiği eksi-artı değerlerde de bir hikmet vardır.
"Hak şerleri hayreyler.
Sen zannetme gayreyler.
Arif ânı seyreyler.
Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler."
Arif olup, ânı seyret. Ya da cahil ol, çile çek.
"Hüve'l-evvelü, ve'lâhirü, v'ez-zâhirü, ve'l-bâtın. Ve hüve alâ külli şey'in alîm."
Allah, her şeyin evvelini, ahirini, açığını, gizlisini bilir. Allah her şeyi bilir.
"Allah dualarımı duymuyor mu?" diye isyan eden; küçücük mikrobun sinir sistemini bilen Allah, senin dualarını bilmez mi?
Her gün gebedir, ne doğacak bilemiyoruz. İslamiyet'e uyacağız, sonu mutlaka iyi olur.
Karşımda bir bina var. Binanın tepesinde, taşların arasında otlar bitmiş. Taşın arasından ot çıkar mı? Allah bununla bize ne demek istiyor? "Ben, sebeplerin dışında da her şeyi yaratabilirim!.. Sebeplerin mevcut olması şart değil." Buna inanınca, rahatlar insan. Allah için zorluk, kolaylık yoktur!
Yaşanan her şeyde muhakkak bir hikmet var... Etrafa dikkatlice bakalım. Hadiselerle Allah, bize ne demek istiyor?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
10/5/2008 · Kategori: din
|
|
Efendimiz (sas) hayatının her karesinde anlatacağı bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmış ve öğretmede de aynı metodu kullanmıştır. Bütün insanlığa rehber olan Efendimiz (sas)’in hayatına bakıldığında O’nun öğretim adına kullandığı bazı metotları öğrenmek, bütün insanlar için iyi bir örnek oluşturacaktır. Burada Efendimiz’in kullandığı her bir metoda, onun hangi söz veya davranışının dayanak olduğunu anlatmak yerine sadece metodu söyleyip geçmek istiyoruz: 1. Efendimiz, söylediği hakikatleri bizzat yaşayarak hayatıyla göstermiştir. 2. Dinî yükümlülükleri tedrîcî (yavaş yavaş, basamak basamak) bir sistemle öğretmiştir. 3. Öğretmede orta yolda durmaya ve insanları bıktırmaktan uzak durmaya riayet etmiştir. 4. Öğrenenler arasındaki kişisel farklılıkları göz önünde bulundurmuştur. 5. Karşılıklı konuşma ve soru-cevap şeklini kullanmıştır. 6. Yanlış düşünceyi söküp atmak ve gerçek doğru bilgiyi net bir şekilde muhatabın kafasına yerleştirmek için aklî ölçüleri kullanmıştır. 7. Muhataplarına soru yöneltmiş, böylece onların zeka ve bilgi seviyelerini ölçmüştür. 8. Mukayese ve örneklendirme metodunu kullanmıştır. 9. Benzetme ve halk arasında yaygın olarak kullanılan örnekleri kullanmıştır. 10. Anlattığı hususu, elinde herhangi bir şey ile yere ve toprağa çizerek bizzat göstermiştir. 11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmış ve el ile işaretlerde bulunmuştur. 12. Önemine binaen, halin mümkün kıldığı bir nesneyi bizzat eline almış, eliyle kaldırmış ve arkasından söyleyeceği hususu söylemiştir. 13. Muhataplarından bir soru gelmeden söze önce kendileri başlamıştır. 14. Muhatabının sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermiştir. 15. Muhatabının sorusuna, onun ihtiyacına binaen sorduğundan daha fazlasıyla cevap vermiştir. 16. Muhatabını, güzel bir hikmete binaen, sorduğu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdiği de olmuştur. 17. Soru soranın sorduğu soruyu tekrarlamasını istemiştir. 18. Muhatabın aldığı cevabı tekrar etmesini istemiştir. Böylece cevap unutulmayacaktır. 19. Bildiği bir husustan dolayı kişiyi imtihan etmiştir ki bununla doğru cevap vereceği için kişiyi sena etmek, övmek istemiştir. 20. Önünde olan bir olaya karşı susma yolunu tercih etmiştir. 21. Öğretme esnasında meydana gelebilecek imkan ve fırsatları değerlendirmiştir. 22. Latife ve şaka yoluyla öğretmeyi tercih etmiştir. 23. Öğrettiği hususu yeminle tekit etmiş perçinlemiştir. 24. Öğretilen hususun önemine binaen sözü üç kere tekrar etmiştir. 25. Konunun önemini oturuşunu ve duruşunu değiştirerek ve sözü tekrar ederek göstermiştir. 26. Cevabı geciktirerek muhatabın sorusunu tekrar etmesini sağlayarak onu uyarmıştır. 27. Muhatabı intibaha sevk etmek için, onu omuzundan veya elinden tutmuştur. 28. Muhatabı teşvik için veya onu sıkıntıya sokacak bir durumdan dolayı, bazı hususların gizli kalmasını yeğlemiştir. 29. Söyleyeceği hususun hafızalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kısa ve öz bir şekilde ifade etmiş, daha sonra ise ayrıntılarına geçmiştir. 30. Cevabın birkaç madde ile verileceği durumlarda önce cevabın kaç maddeden oluştuğunu bildirmek için sayıyı söylemiş daha sonra saymıştır. 31. Va’z etme, nasihat etme ve öğüt verme metodunu kullanmıştır. 32. İnsanların şevklerini kamçılama veya neticesi elem verici hususlardan şiddetle uzaklaştırma (Terğib ve terhib) metodunu kullanmıştır. 33. Kıssa ve geçmiş ümmetlere ve insanlara dair haberlerle öğretme metodunu uygulamıştır. 34. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda önce nazik bir hazırlık süreci hazırlamış ve soruyu öyle cevaplandırmıştır. 35. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda üstü kapalı olarak kinaye yoluyla ve işaret ederek yetinmiştir. 36. Kadınlara öğretmeyi ve nasihat etmeyi de asla ihmal etmemiştir. 37. Halin gerektirdiği durumlarda öğretme hususunda azarlayıp paylamayı (ta’nif) ve kızmayı (gadab) da ihmal etmemiştir. Ne var ki onun paylaması ve kızması da merhamet yörüngesinde ve ümmetinin selameti için olmuştur. 38. Talim ve tebliğde, kitabeti (yazma metodunu) da kullanmıştır. 39. Yabancı dilleri (mesela Süryaniceyi) öğrenmesi için bazı sahabileri görevlendirmiştir ki bu husus da günümüzde dünyanın dört bir tarafında İslam’ın güzelliklerini öğrenmek isteyenlere karşı yapılacak vazifenin çok önemli bir basamağını teşkil etmektedir. 40. Bizzat kendi mübarek zatıyla talimde bulunmuştur. Evet, Efendimiz (sas) evrensel bir eğitim-öğretim sistemi getirmiş ve bütün kalbleri, bütün ruhları, bütün akılları, bütün nefisleri ideal ufka yükseltecek bir mesaj sunmuştur. Sadece O’nun getirdiği sistemdir ki hem ruhu, hem aklı hem de nefsi, yükselebilecek en son noktaya ulaştırmıştır. |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki ::
« Önceki ::